USSAL PATALOJİLER

Söz konusu durum duygular olduğunda sanki us yokmuş gibi varsayılır. Oysa bilinenin aksine us, en çok en yoğun duygu durumlarında devreye girer (Stella Koutsikou, Jonathan J. Crook, Emma V. Earl, J. Lianne Leith, Thomas C. Watson, Bridget M. Lumb, Richard Apps: 2014). Her duygunun kendi içinde nedenleri ve sonuçları vardır. Güçlü olumsuz duygulardan birisi olan öfkenin ne olduğu, neden kaynaklandığı, dışavurum biçimleri ve cinsiyetlere göre değişen özellikleri gibi çeşitli parametreleri vardır.

Öfke psikolojide kişinin engellenme duygusu yaşaması, herhangi bir tehdit-saldırı, saygısızlık hissetmesi gibi durumlara verdiği tepkidir.  Herhangi bir konuda engellenme, anlaşılmadığını düşünme, çaresizlik, yalnızlık, itilme-dışlanma duygusu saygısızlığa ve haksızlığa maruz kalma gibi durumlar ise öfkeye neden olan başlıca durumlardır.

Toplum içerisinde akıl- ruh sağlığı problemi gibi algılanan oysa ussal mesnetleriyle incelendiğinde oldukça sağlıklı bir duygu dışavurumudur diyebiliriz. Halk arasında ise öfkenin zararlarına yönelik güzellemeler oldukça fazladır.

Gelelim öfkenin gelince göz, gidince yüz kızarttığı öğretisinin, bilinmeyen(!) bilinse de pek işe gelmeyen birtakım nedenlerine! Hiçbir sağlıklı insanın zevk olsun diye kendisini küplere bindirip oradan paramparça indirmeyeceği hesaba katılırsa,

Öfkeyi iki yönüyle değerlendirebiliriz.

Birincisi bireyin toplum tarafından maruz kaldığı durumlar.

İkincisi ve çok daha afilisi ise bireyin bireyi yakın temasta maruz bıraktığı durumlar.

Bunlardan birincisi zamanla bağışıklık kazanılan, kazanılmasa da binilen küplerin kırılmadan inilebildiği, ötekisine nazaran biraz daha hoşgörüye mazhar olan durumlardır diyebiliriz. Trafik kurallarına uyulmamasından, rahatsız edici ses ve kokulara, adabı muaşeretten habersiz olan tüm öteki davranışlarını dahil edebileceğimiz durumlar birinci kapsamda yer alıyor. Bu birinci öfkeye neden olan durumların ötekine nazaran hafif ve cazip olma nedenine gelince, maruz kalınan ötekinin gerçekten öteki olması(!) En nihayetinde tanımıyor, değer vermiyor, ilişki içerisinde olmuyor dolayısıyla da duygusal bir kırılganlığa girmiyor ussal tepkilerle durumu savuşturabiliyoruz.

Oysa ikincisi farklı. Sebebiyet verdiği sıkıntılar ve sonuçlar çok daha büyük ve kalıcı olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Prefrontal korteksi gelişmiş her bireyin kontrol mekanizmasından bahseden bilim; kişinin maruz kaldığı her türlü iftira, haksızlık, dışlanma, ruhsal ve fiziksel şiddeti elbette yok saymıyor!  Nitekim tüm bunlara maruz kalan bireyin korteks sağlığı da aynı şekilde kalmıyor (Saraçlı Ö., Atasoy N., KaraAhmet E. 2012). Sürekli şiddete, haksızlığa yahut depresyona maruz kalan beyin-birey aynı kalmıyor. O halde sürekli olumsuzluğa maruz bırakılan kişinin son tepkisi ile nitelendirilmesi (geçimsiz, hasta, depresif vs.) gerek bilimsel gerekse etik açıdan ussal ve hakkaniyetli görünmüyor. Ekseriyetle olumsuz eleştirilen bir kişinin bir süre sonra en iyi bildiği şeyleri yapamaması, sürekli suçlanan birisinin bir süre sonra suçlandığı özelliğe bürünmesi, sürekli yok sayılan, değersizleştirilen birisinin bir süre sonra karşısındakine benzer biçimde cevap vermesi, sürekli tüm bu olumsuzluklara maruz kalan birisinin bir süre sonra sosyal anksiyete yaşaması, sağlıklı bir iletişim kuramaması (Doğan, T.;2009) asıl probleme işaret ediyor. Sorulması gereken asıl soruya gelince: Sağlıksız tepki veren mi sağlıksızdır; sürekli sağlıksız davranış biçimlerine maruz bırakan mı(!) yoksa bu maruziyetlere rağmen iletişimin devam ediyor olması mı?

Asıl sorun şudur ki: Gerçekten büyük bir depresyon geçirmiş yahut geçiriyor olabilirsiniz, dinlenmeye, huzura, anlaşılmaya veya hoşgörüye ihtiyacınız olabilir. Siz zorlu bir yoldan geçerken ruhsal durumunuz kaza yapmış bir araca benzer sizin sağlam bir aracı durdurup istediğiniz yardıma şoförün asıl sen bana yardım et demesi ne kadar abesle iştigalse zor zamanlarınızda bunu anlamak yerine yaşadığınız sıkıntılı sürecin olumsuz uzantılarını sürekli gündem yapan, asıl sen bana hoşgörülü ol diyen, sükûnet, anlayış, içtenlik yerine en yaralı taraflarınızı kanatan, sürekli olumsuz eleştiren (Dökmen, Ü.; 2019) eksiklik, kusur hata arayan sağlıksızdır.

Konunun diğer önemli tarafı ise öfke bedelinin kim tarafından ödendiğiyle ilgili. Çok yönlü, çok değişkenli etraflıca incelenmesi gereken psikolojik, sosyolojik ve etik bağlamları bulunan konunun özellikle ataerkil toplumlar için belki de en açık kısmı öfke bedelinin cinsiyet farklılıklarına göre anlamlı biçimde kadın tarafından ödendiğine ilişkin sonuçlar (V.D. Natalia; Soto, j. A.; 2019).

Öfke bizim gibi toplumlarda erkeğin erkekliğine(!) erkeklik katarken; aynı tepkiyi veren kadını hasta, huysuz, geçimsiz, agresif, çekilmez yapıyor. Bu durumda bir duygu dışavurumunda kadın mı erkek mi olduğunuz duygu dışa vurumuza dair hoşgörüyü belirliyor. Kadınsanız, jest ve mimiklerinizi her an kontrol altında tutacak (o elini indir) bir robot olarak, tüm duygularınızı kontrol etmeye yarayan bir tuş icat etmeniz gerekiyor. Aynı durumda kaşını gözünü, elini yüzünü, dilini dünyasını hakaretle doldurmaya kendisini muktedir gören erkek kişisi kendi durumundan bir haber toplumun cesur erkek fenomeni olabiliyor. Tüm bu duyguların kontrolüne ilişkin yöneltilen suçlama ise yine cinsiyetsel bir aşağılamadan geçiyor. Kadınlığın duygusallıkla ilişkilendirilmesi ve ussal olmaması gibi nitelendirmeler, avamın aksine bilimsel açıdan tam tersi bulgularla kadının us bakımından aktif oluşunu destekliyor (Daniel G. Amen, Manuel Trujillo, David Keator, Derek V. Taylor, Kristen Willeumier, Somayeh Meysami, Cyrus A. Raji: 2017). Gerek bilimsel gerekse etik açıdan bir duyguyu ifade etmek ne kadar sağlıklı ve eşitler arası bir durumsa, avam açısından herhangi bir duyguyu yaşamanın farklı geçerli gerekçeleri ve bedelleri mevcut. O halde herhangi bir duygu dışavurumu değerlendirilirken zamansal ve geçmiş ilişkisel uzamları dikkate alınmadıkça ne ussal ne de etik sonuçlara ulaşmak mümkün görünmüyor.

 

KAYNAKÇA

Bartels A, Zeki S. The neural correlates of maternal and romantic love. Neuroimage 2004; 21:1155-1166.

Bechara A, Tranel D, Damasio H, Adolphs R, Rockland C, Damasio AR. Double dissociation of cconditioning and declarative knowlodge relative to the amygdala and hippocampus in humans. Science 1995; 269:1115-1118.

Damasio AR. Emotion in the perspective of an integrated nervous system. Brain Res Rev 1998; 26:83-86.

Daniel G. Amen, Manuel Trujillo, David Keator, Derek V. Taylor, Kristen Willeumier, Somayeh Meysami, Cyrus A. Raji. Gender-Based Cerebral Perfusion Differences in 46,034 Functional Neuroimaging Scans. Journal of Alzheimer's Disease, 2017; 1 DOI: 10.3233/JAD-170432

Davidson RJ. Seven sins in the study of emotion: correctives from affective neuroscience. Brain Cogn 2003; 52:129-132.

Doğan, T. (2009). Bilişsel ve kendini değerlendirme süreçlerinin sosyal anksiyete açısından incelenmesi. https://hdl.handle.net/20.500.12619/77624

Dökmen, Ü. (2019). Empati Kurma Becerisi ile Sosyometrik Statü Arasındaki İlişki. Ankara University Journal of Faculty of Educational Sciences (JFES), 20 (1), 183-207. DOI: 10.1501/Egifak_0000001059

Gülsün M., Tamam L., Özçelik F. Nöropeptid Y ve Stres İlişkisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar. 2012; 4(1): 14-36.

Henckens MJ, Hermans EJ, Pu Z, Joëls M, Fernández G. Stressed memories: how acute stress affects memory formation in humans. J Neurosci 2009; 29:10111-10119.

Hornak J, Bramham J, Rolls ET, Morris RG, O'Doherty J, Bullock PR et al. Changes in the emotion after circumscribed surgical lesions of the orbitofrontal and cingulated cortices. Brain 2003; 126:1691-1712.

http://www.sciencedaily.com/releases/2014/04/140422202313.htm

Le Doux J. The emotional brain, 1st ed. New York, Simon & Schuster, 1996.

Natalia Van Doren,Jose A. Soto. 2020.  https://doi.org/10.1002/ijop.12724

Panksepp J. A critical role for "affective neuroscience" in resolving what is basic about basic emotions. Psychol Rev 1992; 99:554-560.

Panksepp J. Affective neuroscience of the emotional BrainMind: evolutionary perspectives and implications for understanding depression. Dialogues Clin Neurosci 2010; 12:533-545.

Patrick C, Cuthbert B, Lang P. Emotion in the criminal psychopath: fear image processing. J Abnorm Psychol 1994; 103:523-534.

Saraçlı Ö., Atasoy N., Karaahmet E. Yakın İlişkilerin Nörobiyolojisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar. 2012; 4(4): 414-427. https://doi.org/10.5455/cap.20120425

Siegel DJ. Toward an interpersonal neurobiology of the developing mind: attachment relationship, “Mindsight”, and neural integration. Infant Ment Health J 2001; 22:67- 94.

Snell S. Klinik Nöroanatomi (Çeviri Ed. M Yıldırım). İstanbul, Sökmen Matbaacılık, 2000.

Stella Koutsikou, Jonathan J. Crook, Emma V. Earl, J. Lianne Leith, Thomas C. Watson, Bridget M. Lumb, Richard Apps.Neural substrates underlying fear-evoked freezing: the periaqueductal grey – cerebellar link. The Journal of Physiology, 2014 DOI: 10.1113/jphysiol.2013.268714.

Susan G, Paul C. Introduction to the special ıssue: neurobiology and building interpersonal systems: groups, couples, and beyond. Int J Group Psychother 2010; 60:455-460.

Tufan AE, Yaluğ İ. Aşk fenomeni ve sevgi ilişkilerinin nörobiyolojisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2010; 2:443-456.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nurgül ERGÜL GÜVENDİ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Türkiye Haberi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Türkiye Haberi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Türkiye Haberi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Türkiye Haberi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Bugün Seçim Olsa Kime Oy Verirsiniz

istanbul haber