ÖZGÜR İRADE GÖZLÜĞÜ

‘’Eğer ne olmak istediğinizi öğrenmek istiyorsanız, sizi kendinizden utandıran şeyin ne olduğuna dikkat kesilin. Bu utanç, ego idealinizin ilanıdır.’’ A. Philips

Başarı nedir sorusunun yanıtı, insandan insana, toplumdan topluma değişiklik gösterir. Ancak tüm bu değişkenlere rağmen, kişisel ve toplumsal açıdan bazı ortak başarı parametreleri vardır. Bunların başında, ekonomik refah, ahlaki değerlere sahip olma (manevi tatmin), şöhret ve kariyer gibi unsurlar gelir. Bunların biri, birkaçı veya tümüne sahip olmak, yaşam doyumunu etkiler. Nitekim yaşam doyumu yüksek olan kişilerin, birtakım ortak özellikleri vardır. Bir yaşam amacına sahip olma, bu amaçlar doğrultusunda harekete geçebilme, ulaşılan amaçların sürdürülebilmesi. Kişilerin para ile ilişkisinin bir sonucu olan ekonomik refah, kişilerin para kazanabilme, kazanılan paranın elde tutulabilmesi, eldeki paranın büyütülmesi gibi üç temel yetiye bağlıdır. Bu üçüne sahip olan kişilerin ekonomik refaha ulaşmaları kaçınılmazdır. Peki söz konusu yaşam yönetimi, görgüsü olduğunda hangi hususlar önemlidir? Yaşam algısının bir sonucu olarak yaşama verilen anlamın somut biçimde (yaşam amacının) belirlenmesi, bu amaçlar doğrultusunda harekete geçebilme, ulaşılan amaçların korunması ve sürdürülmesi. Söz konusu yaşam yönetimi olduğunda, elbette durum para yönetimi kadar kolay değildir. Doyum sağlayacak bir yaşam amacının belirlenmesi, bu amaçlar doğrultusunda doğru eylemlerin belirlenmesi, bu eylemlerin uygulanabilirliği, karşılaşılan engeller ve sorun çözme yeteneği. Sorun nedir, sorunların nesnelliği sorunu nedir? Çözüm nedir? Çözümler nesnel midir? Her bir basamağı itina ile sorgulanması gereken tüm bu soruların kanaatimce en mühim noktası, değerlerin öznelliği, kavram ve anlamlandırma kriterlerinin öznelliği, olay ve durumların öznelliği, algıda seçiciliği oluşturan öz belirlenimler ve nihai olarak özgür irade. Nedir belirlenimcilik? En kaba ifadeyle, bir olayın mutlak surette başka bir olayın sonucu olması. Başka bir deyişle, olaylar arasında bulunan nedensellik ilişkisi. Şu hâlde anlam için, olaylar, olayların nedenleri ve bu ilişkilerin sonuçları, bütünün bakan kişiye göre şekillendirilmiş parçalarıdır diyebiliriz. Ego ideali olmayan bir insan olamayacağına göre bir ön kabul olarak, kişilerin olayları öznel gördüğü ve değerlendirdiği, en azından deneyimin ilk basamağı için kaçınılmaz bir durumdur.  Biraz daha açarsak, trafikte kural ihlali yaptığı için başka bir canlıya zarar veren bir kişinin, zarar verdiği özneyi, zarar veren için nesne konumuna getiren bir nedensellik ilişkisinden söz edilebilir. Toplumsal açıdan hoş görülebilir nedenler, hasta yetiştirme, farkında olmama; hoş görülmeyen nedenler ise alkollü olma, hız tutkusu vb. sonuç? Aynı. Özneye zarar veren, özneyi nesneleştiren durum, iki önemli kritere göre şekillenir. Bunlardan birincisi kişisel fayda, çıkarlar; diğeri ise çoğunluğun hoş göreceği bir nedensellik ilişkisi. Bu durum, özne ile özne, özne ile nesne arasında salt nedensellik ilişkisini, özne ile toplum, nesne ile toplum ilişkisine evirir. O halde belirlenim salt özneler ve nesneler arası ilişkilere değil; aynı zamanda kişisel çıkarlara ve toplumsal normlara bağlıdır. Öznenin özne ile ilişkisini başlatan nedir? Seçici nedensellik yahut tesadüfi nedensellik. Seçici ilişkiye örnek olarak, eşlik, arkadaşlık ilişkilerini, tesadüfi nedenselliğe örnek olarak ise günlük yaşam faaliyetleri sırasında (trafik, iş, banka) vb. yaşanan karşılaşmalar gösterilebilir. Seçici nedensellik ilişkilerinin sonuçları, tesadüfi olanlara kıyasla çok daha yoğundur. Bu nedenle seçimli ilişkilerde özgür irade olgusu öne çıkar. Peki özgür irade nedir?  Aslında sağlanması pek çok değişkene (aile, toplum, inançlar, çevresel koşullar) bağlı olan bu olgu, kanaatimce, insanın kendisinde olduğunu varsaydığı, en büyük yanılgılardan birisidir. Bu sebeple özgür iradenin bir ön kabul olarak varsayılması, insan seçimlerinin nedensellik ilişkilerini nesnel biçimde anlama ve yorumlamanın da temel yanılgısıdır. Aile etkisi: Çocuk ailede rol model aldığı kişiyi ya taklit edecek ya da reddedecektir. O halde baba işkolik, rol model alındı ise çocuk işkolik; çocuk incindi ise vurdumduymaz, tembel sorumsuz. Anne çok titiz, rol model alındı ise çocuk titiz; aksi halde çocuk, dağınık ya da pis. Benzer örnekler çevre parametresine uyarlanabilir. Toplumsal normlara gelince, yüzlerce araştırma gösteriyor ki, içinde yaşanılan toplum, dışlama, küçük görme, alay etme, vb. görünmez baskı mekanizmaları ile bireyi ya kendisine benzetecek ya da onu yok sayacaktır. Şu hâlde özgür irade seçimlerin neresindedir? Aslında işin ironik kısmı tam olarak burasıdır. Bireyler, seçimlerini özgür iradeyle belirlediğine inanarak yaşamının mimarı olduğunu zannederken, aslında tüm bu unsurlar tarafından şekillenen anlam dünyasına göre algılama ve eylemlerini sürdürme halindedir. Anlam dünyasını belirleyen (duygusal deneyimler) ise bireyin özgür irade zannettiği, gözlüktür. Rol model alınası baskın duygusal deneyim kiminle ise (anne, baba, teyze, kardeş, arkadaş) bireyin özgür iradesi de oradadır. Bireyin kendi gözü zannettiği gözlüğün kime ait olduğu nasıl belirlenir? Şu soruların ziyadesiyle faydalı olacağı kanaatindeyim:

En çok arzuladığınız şey, siz ona ulaştığınızda en az sizin kadar kimi mutlu eder?

Başarılarınızı, sevinçlerinizi ilk kiminle paylaşmak istersiniz?

Utanılacak veya duyulmasını istemediğiniz bir durum yaşadığınızda bu durumu asla bilmesini istemediğiniz ilk kişi kimdir?

Günlük yaşamda kullandığınız sözcükler en fazla kimin sözcükleri ile benzerlik gösterir?

Çok üzüldüğünüzde veya çok sevindiğinizde tepkileriniz en fazla kimin tepkilerine benzer?

En çok kime benzetilirsiniz?

En sevmediğiniz kişi, kişiler kimlerdir veya en beğenmediğiniz kişilik özellikleri nelerdir?

Günlük yaşamda en çok iletişim halinde olduğunuz kişilerin genel (baskın) duygu durumları nelerdir?

Genel duygu durumunuz, özlem, sıkılma, bunalma, yorgunluk, isteksizlik, mutluluk, umut, heyecan, huzursuzluk vb. duygulardan hangisine daha yakındır?

Bu duyguların her birisini bir kişi ile özdeşleştirmeniz istenseydi, hangi duyguyu kiminle özdeşleştirirdiniz?

Aynı şekilde saygı, aşk, huzur, doğruluk, adalet, tembellik, korku, mutluluk, güzellik, çirkinlik, sevgi, şefkat, eşitlik gibi kavramları bir kişi ile özdeşleştirmeniz istenseydi, bu kişiler kimler olurdu?

Tüm bu soruların yanıtlarını çıkardığınızda, kesişim kümeleri oluşacaktır. Olumlular ve olumsuzlar için ortak isimler. Bu isimler olumlu ve olumsuz fark etmeksizin (sizin özgür irade) gözlüğünüzü oluşturan kişilerdir. Kendilerini tanımak isteyenler, bu kişilerin temsil ettiği (duygu) özelliklere neden olan (ortak) olay ve deneyimleri düşünülebilirler. Biraz daha derinlik isteyenler, bu kişilerle olan duygusal bağlarından arınarak (deneyimleri) objektif bir gözle yeniden değerlendirebilirler. Başlangıç için başkası/başkalarının gözlüklerini takmış olduğunu fark etmek yeterlidir. Zira anlam dünyası bir günde oluşmadığı gibi bir günde değişmeyecektir. Yaşam ve tercihlerinin miras alınan kısımları atıldığında kişinin kendisine ait ne kalır geriye? Zannediyorum bu sorunun yanıtı ile anlam dünyasını oluşturan unsurlar birbiriyle örtüşmedikçe, özgür iradeden söz etmek mümkün değildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nurgül ERGÜL GÜVENDİ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Türkiye Haberi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Türkiye Haberi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Türkiye Haberi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Türkiye Haberi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 Seçim Anketi: Türkiye'nin Geleceğine Dair Nabızı Tutuyoruz!
Tüm anketler