HZ. PİR MEVLANA CELALEDDİN RUMİ, MEVLEVİLİK VE MESNEVİ İLE ALAKALI BİLGİLER

"Üzülme, kaybettiğin her şey başka bir surette bir gün mutlaka geri döner." gibi yüreğimize işleyen sözlerin sahibi Mevlana Celaleddin Rumi Hazretlerinin vefat ettiği gün olarak her yıl 17 Aralık'ta Şeb-i Aruz etkinlikleri düzenlenmektedir. Şeb-i Aruz'un ve Semazenliğin kültürümüzdeki yeri ve önemi nedir?

 Merhabalar, öncelikle Allah'ın rahmeti, bereketi, mağfireti ve inayeti üzerinize olsun.

 Bugün bendeniz ilk önce sizlere " Şeb-i Aruz" ile alakalı bilgiler vermek istiyorum daha sonra konumuza Allah'ın izniyle daha kolay ve rahat geçeriz. Şeb:(Farsça: Gece), Aruz:(Arapça: Düğün) anlamına gelmektedir. Şimdi sizler şöyle diyebilirsiniz: " efenim bugün Hz. Pir Mevlana Celaleddin Rumi  vefat etmiştir, buna ne diye düğün gecesi denilmiş, aklım almıyor" merak etmeyin sizlere bu konuyu fevkalade bir şekilde anlatmaya gayret göstereceğim. Mevlana Hazretleri vefat etmeden önce şöyle buyurmuştur: "Ben öldüğümde sakın arkamdan ağlamayın, üzülmeyin, yas tutmayın. Çünkü zaten ben ölmüştüm ama bugün geldi, ben tekrar dirildim: Dost ve sevgili beni aldı, götürdü" demiştir. Bu nedenle Mevlevilikte bu gece "Düğün Gecesi" olarak bilinmiştir.

 Şimdi gelelim Hz.Pir'in hayatına: Hz. Mevlana Rumi, Horasan'da dünyaya gelmiştir. Babasının adı Muhammed Bahaeddin-i velede Efendi, annesinin adı ise Mümine Sultan Kadınefendi’dir. Hz.Pir'in babası Muhammed Bahaeddin-i Veled Efendi o dönemin büyük alimlerindedir ve zaten Mevlana 13 yaşına gelene kadar babasından eğitim almıştır. Aldığı eğitimleri sıralamak gerekirse:

1.       Fıkıh

2.       Usul

3.       Tefsir

4.       Hadis

 Hz. Pir, bu dersleri öğrendikten sonra   diğer İslami İlimleri öğrenmek için babasının onayıyla Şam'a gitmiştir. Şam'da akaid, kelam, hitabeti, ledun vb. ilimler öğrendikten sonra Konya'ya geri dönmüşlerdir. Konya'ya geri döndüklerinde babasının vefat haberini duymuş ve hocalık vazifesini yapmıştır. Bu dönemlerde Hz.Pir, talebeler yetiştirmeye başlamış ve artık halka nasihat tadında sohbet işlerine koyulmuştur...

642 yılında Konya'ya çok değerli bir zât olan " Şems-i Tebrizi" gelmiştir. Hz.Pir, bu zât ile tanışmış birbirlerine çok sıkı kenetlenmişlerdir. Tabi halk da bu durumun farkında artık halk:

"Mevlana artık buralara fazla uğramamaya başladı,sohbetleri daha az yapıyor " gibi laflar; talebelerden: "Hz. Pir artık derslere katılmamaya başladı, çok az gelmeye başladı " diye söylentiler oluşmaktaydı. Bu söylentiler, Şems-i Tebrizi'nin kulağına bir şekilde gitmiş ve Şems-i Tebrizi Konya'dan ayrılmıştır. Tabi Mevlana Hazretleri bu duruma çok hüzünlenmiştir. Sonrasında ise Hz. Pir, oğlu Sultan Veled efendiye şöyle buyurmuşlardır:

"Oğlum seni Şam'a göndermeye karar verdim. Şam'da Şems-i Tebrizi bul onu bulunca da al ve buraya getir " demişlerdir. Sultan Veled bunun üzerine Şam'a yolculuğa çıkmıştır. Aradan 1 yıl geçmiştir ve Sultan Veled sonunda Şam'da Şems'i bulmuş ve onu Şam'a gelmesi için ikna etmiş, yola çıkmışlardır. Konya'ya vardıklarında Sultan Veled sağına-soluna bakmıştır lakin, Şems-i Tebrizi'yi görememiştir. Bunun üzerine Sultan Veled Efendi bu durumu Hz. Mevlana'ya  anlatmış ve  Hz. Pir bu duruma çok kaygılanmıştır. Tabi, bu kaygılanma onu yüceltmiş, manevi olarak mertebe mertebe yükselmesine yol açmıştır. Hz. Pir, ömrünün son 10-15 senesinde " Mesnevi'yi " yazmış ve kendileri 17 Aralık 1273 yılında ( 65 yaşında ) vefat etmiştir ( manevi olarak, ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul görmüştür.)

 Şimdi de sizlere " Mevlevilik" hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Mevlevilik, Hz.Pir'in oğlu Sultan Veled Efendi'nin, Hz. Pir vefat ettikten sonra kurmuş olduğu bir tarikattır ve bu tarikat kurulurken tabi ki de Hz. Pir'in görüşleri ön planda olmuştur. Mevlevilikte şahsımın en çok dikkatini çeken saha " Ayin-i Şerif'tir." Bunu da zat-ı ikramınıza sunmak gerekirse ayin; tekkelerde yapılan toplu bir ibadet şeklidir. Eğer bunun kelime anlamı olarak ise dini tören veya bir tarikatın kendine özgü toplanma şekli olarak geçmektedir. Mevlevilerin mukabele günlerinde çalıp okudukları bestedir. Bunları biraz daha açmak gerekirse; ayinler insana Hakk'ı ve asıl gideceğimiz olan dünyayı bizlere hatırlatır ve hatırlatırken düşündürür; insan-ı kamil olmayı ve o yola nasıl girileceğini sazların eşliğiyle; (ney, keman, kudüm, ud, rebab, tambur, yaylı tambur, kontrabas, bendir, erbane, kanun ) insana anlatır.

Böyle mükemmel bir sahneye hayran kalmamak elde değil diyor ve sizlere Mevlevilikte büyük saygınlığa erişmiş olan " Semazenler" ile alakalı birkaç bilgi vermek istiyorum. Öncelikle, Sem'a, sembolik (manevi görünüş) olarak kainatın oluşumunu, insanın alemde dirilişini, yüce yaratıcıya aşk ile irtibata geçişi ve "İnsan-Kamil'e" doğru yönelişi ifade eder. Bizlerde bu Sem'a edenlere de "semazen" diyoruz. "Dönmek" ise yanlış bilinen bir tabirdir. Mevlevilikte dönmek diye bir şey yoktur, orada Sem'a edilir. Her Tarikatın (Manevi yol) Allah'ı anarken kendi öz halleri ve bürhanları vardır, Mevleviliğin bürhanı da Sem’a'dır. Şimdi gelelim semazenlerin kıyafetlerinin anlamına:

·         Tennure: Semazenlerin üstünde buluna beyaz kıyafettir.

·         Sikke: Semazenlerin Başlarında bulun keçeden yapılmış takke (mezar taşını simgeler)

·         Siyah Hırka: Semazenlerin sah yapacakları vakit hırkalarını çıkarması yeniden doğuşu simgeler.

·         Ellerini Kaldırmaları: Semazenler Sem'a yaparken sağ eli göğe, sol eli yere bakar. Bunun anlamı ise; sağ elle Hak’tan alır, Sol elle halka verir. Böylece manevi olarak yeniden doğuş tamamlanmış olur ve Sem'a biter.

bu konumuzu da açıkladıktan sonra şimdi sizlere "Mesnev-i Manevi" hakkında biraz bilgi verip yazımı burada sonlandıracağım. Mesnev-i Manevi, okuyana hikaye biçiminde önemli bilgiler (menkıbeler, önemli olaylar ve ibret almaya inanılmaz derece yakın olan bilgiler vb.) yer almaktadır. Mesnevi insana direk-örnek verecek olursak, antibiyotik vermez. Ne yapar? İlk önce onu okumaya başladığın zaman fark edilmez ama yavaş yavaş "sessiz ve derinden" felsefe anlayışıyla okuyanı içine çeker.  Mevlana'nın mesnevisi içerisinde oldukça gizemli bir ilahi dünya dünyaya ev sahipliği yapar ve okudukça bizlere yeni kapılar aralar. 

Bu nedenle yapacağımız her işi istekle yapalım ki gizemlerine doyalım. Allah'a emanet olunuz. Selam ve saygılarımla...

FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI YALÇIN (@beycelebi)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Efe Kaan ÇAKIR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Türkiye Haberi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Türkiye Haberi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Türkiye Haberi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Türkiye Haberi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Bugün Seçim Olsa Kime Oy Verirsiniz

istanbul haber