Osmanlı'da Moda Kavramı

Modanın Osmanlı toplumuna girişi “Lüks ve Tüketim” sevdasını beraberinde getirmiştir. İnsanlar güzel görünmek için her türlü yola başvurmuştur. Özellikle de kendilerini üst tabakaya gösterme gayretinde olanlar için taklit ürün giyinme furyası başlamıştır.

Osmanlı Devleti, kuruluşundan 19. Yüzyıla kadar kendi kendine yetebilen bir ekonomi modeline sahip olmuştur. Osmanlılar, kendinden önceki Selçuklu Devleti’nde var olan Ahilik Teşkilatı’nı örnek alarak Lonca Teşkilatı’nı kurmuştur. Osmanlı’da üretim, ihtiyaca yönelik olmuştur. Öncelik olan ihtiyaç karşılandıktan sonra ihracat yapılmıştır. Ancak ithal ürünlerin Osmanlı’ya getirilmesinde herhangi bir sorun olmamıştır. Mehmet Genç’e göre: “Men-i israfat diye bilinen ve amacı lüks tüketimin sınırlandırılmasından ibaret görülen yasaklamaların önemli bir kaynağı; dengenin korunmasında yalnız tüketimin değil, üretimin de kontrol altında tutulması gerekmiştir.” Bu bağlamda devlet, Sanayi Devrimi’nin etkisini hissedene kadar Lonca Teşkilatı’nı devam ettirmiştir.  

19. yüzyılda başlayan Sanayi Devrimi ilerleyen süreçte Osmanlı Devleti’ni etkileyerek devletin üretim- tüketim dengesini değiştirmiştir. Özellikle de 1838 yılında İngiltere ile imzalanan Balta Limanı Antlaşması, devleti açık bir pazar haline getirmiştir.

Osmanlı, sadece ekonomik anlamda değil kültürel, demografik ve siyasi anlamda da büyük bir buhran içerisindeydi. 1839 yılında başlayan Tanzimat süreci ile batılılaşma akımı meydana gelmiştir. Batılılaşma akımı ilk olarak saray mensuplarını, devlet görevlilerini ve üst tabakadan insanları etkilemiştir. Yüzyıllardır aynı tarzda kıyafetler giyinen insanlar yeni bir kelime öğrenmiştir: Moda.

Moda kavramı 19. Yüzyılın ortalarında ortaya çıkmış olup zamanla dünyayı etkisi altına alan bir yaşam tarzı haline gelmiştir. 

Modanın Osmanlı toplumuna girişi “Lüks ve Tüketim” sevdasını beraberinde getirmiştir. İnsanlar güzel görünmek için her türlü yola başvurmuştur. Özellikle de kendilerini üst tabakaya gösterme gayretinde olanlar için taklit ürün giyinme furyası başlamıştır. Akabinde maddi durumu iyi olmadığı halde iyi giyinmek için borçlananlar ve bu borçlar yüzünden dağılan aileler ortaya çıkmıştır.

Modayı en çok takip eden kesim kadınlar olmuştur. Osmanlı kadınları ilk olarak kendi kıyafetlerini elden geçirerek modaya uyarlamaya çalışmıştır. Dönemin önemli giysileri olan “ferace” ve “yaşmak” üzerinde Avrupai desenler kullanılmaya başlanmıştır. Sonrasında giyindikleri kıyafetler daraltılmaya başlanmış ve yaşmaklar kadınların yüzünü gösterir biçimde inceltilmiştir. Yaşmakların inceltilmesi olayı Osmanlı kadınını daha gizemli hale getirmiştir. Özellikle de Osmanlı’ya gelen yabancılar yaşmaklı kadınları dikkatle incelemişlerdir. Toplum içerisinde Osmanlı kadınlarının değişimi ilk başta ciddi tartışmalara neden olsa da zamanla moda akımı adı altında daha ileriye gidilmiştir. Kadınlar, yaşam tarzlarını sadece kıyafetlerle değil, dışarı çıkarak ve kalabalık içerisinde yoğun bir şekilde görülmeye başlayarak oluşturmuşlardır.

Kadınlar; çarşıda, sokakta, pazarda, mağazalarda, vapurlarda, yollarda veya ulaşım araçlarında daha sık görülmeye başlamıştır. Kadınlar, modernleşme sürecinde elde ettikleri bu haklar sayesinde mesire alanlarında daha sık görülmeye başlamıştır. Ancak kadınların herhangi bir alanda erkeklerle karışık vaziyette gezmesi toplum nezdinde uygun görülmemiştir. Tramvaylarda ve vapurlarda kadınlar ile erkeklerin alanlarını ayıran kafesler konulmuştur. Vapurlarda kadınlara yönelik uygunsuz hareketlerin olmaması için kaptanlara sorumluluklar verilmiştir. Ayrıca Müslüman kadınların ahlaki çöküntü yaşamaması adına ecnebi vapurlara binmesi dahi yasaklanmıştır.

Osmanlı’da olduğu gibi diğer ülkelerde de moda etkisini göstermiştir. Modanın diğer ülkelerde de toplumsal hayata etkisinden önce geleneksel yaşam hakimdi. Geleneksel yaşama göre kıyafet toplumsal tabakayı belirleyen önemli bir statü unsuru olmuştur. Geleneksel kıyafetlerin özellikleri olarak;

1-      Kıyafet statüyü belirleyici bir fonksiyon üstlenmiştir. Alt tabaka üst tabakanın kıyafetini taklit edemez.

2-      İklim şartlarına uygunluğun ön planda olması bölgeler arası giyim farklılığını oluşturmaktadır.

3-      Kıyafetteki tarz uzun yıllar bir değişikliğe uğramadan devam eder.

4-      Kıyafetlerin hazırlanması büyük ölçüde el işçiliği gerektirmektedir.

5-      Kıyafetler toplumda geçerli olan ahlak kurallarını yansıtır.

Modanın etkisiyle geleneksel kıyafetler terkedilerek çağa uygun modern kıyafetler kullanılmaya başlamıştır. Modern kıyafetin özellikleri:

1-      Kıyafetler ast-üst ilişkisine dayanmaz. Aşağı tabaka sürekli olarak üst tabakanın giyimini taklit eder.

2-      İklim şartlarına uygunluk söz konusu değildir. Mesela kot pantolon hem aşırı sıcaklarda hem de soğukta giyilmeye devam etmektedir.

3-      Kıyafetler moda sayesinde kısa periyotlarda değişikliğe uğramaktadır.

4-      Kıyafetlerde el işçiliğinin yerini konfeksiyonun seri üretimi almıştır.

5-      Ahlak kaidelerine uygunluk yerine protestocu tavra bırakmıştır.

Moda, kadınlar için güzellik ve çekiciliği ortaya çıkarmak olsa da erkekler için toplum içerisinde güçlü olmak ve saygınlık kazanmak olmuştur. Kadınlar ise kıyafetleri aracılığıyla hayranlık uyandırmak ve güçlü olmak istemiştir. Erkekler ise güçlü ve itibarlı görünmeye önem vermişlerdir. Erkek kıyafetinin setr ve pantolon biçiminin düzgün durması ve zarif biçilmiş olması önemli bir unsurdu. Giydikleri redingotlar, istanbulinler ya da pantolonlar sayesinde sosyal konumlarını ve ekonomik güçlerini sergilemişlerdir. Fes, Osmanlı menşeili olmamasına rağmen halk için önemli bir şapka olmuştur. Fesin bir diğer özelliği takan kişinin kimliğini belirleyen bir etken olmasıdır. Fesi takan zümre daha çok eğitimli ve devlet erkanından kimselerdir.

Fesin ilk olarak ortaya çıkması II. Mahmut devrinde olmuştur. II. Mahmut, Yeniçeri isyanının bastırılmasından sonra kurmuş olduğu yeni ordusu Asakir-i Mansure-i Muhammediye’de kıyafet reformları gerçekleştirmiştir. İlk önce orduda başlatmış olduğu bu reformlar, resmi devlet dairelerinde devam ederek zamanla halka inmiştir. Fes, II. Mahmut döneminde Müslüman tebaanın belli olması için takılması gereken bir araç olarak görülmüştür. Mavi püsküllü olarak Osmanlı hayatında yerini bulan fes, zamanla gayrimüslimlerin de taktığı bir şapka konumuna gelmiştir. Oysaki II. Mahmud tebaasını tanımlamak için kıyafet alanında yenilikler yapmıştır.

II. Mahmut döneminde kadınlar da fese benzer hotoz isimli şapka takmışlardır. Bu şapkalar genellikle işlemeli olmaktaydı. Dönemin kaynaklarında hotoz yerine fes kullanan kadınlar da olmuştur.

Osmanlı kadını, 19. Yüzyılın başlarında da modaya karşı ilgi duymaktaydı. O dönemde giyilen feraceler açık renkli tercih edildiği için III. Selim zamanında renkli ve parlak feracelerin giyilmesi yasaklanmıştır. Bir müddet sonra kadınlar yasaklara rağmen açık renkli ve parlak feraceler giymeye başlamışlardır. II. Mahmut devrinde ise kadınlar renkli feraceler giymişlerdir. Kısa kol, dantel eldiven, hele dantelli şemsiye kadınları tamamlayan önemli aksesuarlardı. Feraceler 1890 yılına tercih edilen bir dış giyimdi. Akabinde dünyadaki yaşanan gelişmeler neticesinde modanın şekillenmesi Osmanlı kadınının ve erkeğinin giyim tarzını değiştirmesine neden olmuştur.

Osmanlı kadınlarının 19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren modaya yoğunlaşması ve yeni kıyafetlerin hayatlarındaki en önemli etkenlerden biri olması tepkiyle karşılanmıştır. Dönemin yazarları moda, lüks ve aşırı tüketim konusunda kadınları sık sık eleştirmiştir.

Eleştirilerin temelinde kadınların sadece tüketici olmalarından yakınma olmuştur. Çünkü lüks ve aşırı tüketim sevdası aile bütçesini sarsan önemli etkenlerdi. Gazetelerde eşlerinin harcamalarını sınırlama getiremeyen, dolayısıyla perişan olan aile reisleri ile ilgi örnekler verilmiştir. Dönemin kadın gazetesi olan Âyine’de konu ile alakalı şu ifadelere yer verilmiştir:

“Elit kesimin kadınları ilgiyle takip edilmekteydi. Onlarda mücevher ve atlı arabalar varsa alt tabakadaki kadınlar da bunlara sahip olmak istiyor ve durumu olmayan eşlerini maddi çıkmaza sürüklüyorlardı. Elit kesimdeki kadınlar ise bu duruma hep daha fazlasını isteme arzusuyla son noktayı koymak istiyordu. Fakat her iki kesim umduklarını bulamayıp kederleniyor ve kendilerini mutsuz ediyorlardı." (Âyine, “Bir Kadın Tarafından Hitabe”, 1299: No: 38, s. 1.)

Tanzimat döneminde aşırı para harcamaya düşkün, eğlenmeyi seven ve Batı modasını takip eden bir kadın profili ortaya çıkmıştır.  Gayrimüslim ve Müslüman kadınlar Beyoğlu mağazalarını gezmeyi ihmal etmemiş, modanın trendlerini sürekli takip etmişlerdir. Dönemin mağazaları kadınların tüketim çılgınlığının farkında olup yeniliklerden kaçınmamıştır.

Kadınların giyim tarzlarında geleneklerin dışına çıması dönemin romanlarına da konu olmuştur. Mehmet Rauf, Halit Ziya Uşaklıgil, Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Şemsettin Sami gibi önemli Tanzimat ve Servet-i Fünun yazarları romanlarında modayı “Toplum ne der” algısı üzerinde işlemişlerdir. Gazetelerde Osmanlı kadınlarının tüketim çılgınlıkları nedeniyle yuvaların yıkıldığından bahsedilirken, romanlarda köşk yaşantısı süren zenginlerin saadeti yanlış insanlarda ve yeni trend olan eşyalarda aradıkları gözlemlenmiştir.

KAYNAKÇA:

Mehmet Genç, Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet ve Ekonomi, Ötüken Yayınları, İstanbul 2015.

Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Modernleşme Sürecinde Moda ve Zihniyet, İz Yayıncılık, İstanbul 1995.

Nagihan Geçer Eren, Tanzimat Dönemi Osmanlı Toplumunda Moda Anlayışı, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yakın Çağ Tarihi Ana Bilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Eylül 2011.

Nureddin Sevin, On Üç Asırlık Türk Kıyafet Tarihine Bir Bakış, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1990.

Nora Şeni, “19. Yüzyıl Sonu İstanbul Hiciv Basınında Kadın Giyimi ve Moda”, çev. Hüseyin Köse, Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi.




# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Rahime İpek Ortaeri - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Türkiye Haberi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Türkiye Haberi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Türkiye Haberi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Türkiye Haberi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Bugün Seçim Olsa Kime Oy Verirsiniz

istanbul haber